ask me anything

8 Plays
Vas
Mandara

Vas - Mandara

Saray Yakan Soytarılar

Oniki-onüç yaşındaydım ilk tanıştığımda. Onlar dertlerini anlatabilmek için binbir zorlukla savaşıyorlardı. Buz dağları ve karikatür komedya vardı o zamanlar. Çocuktum, anlayabildiğim kadar vardım; çocuktular, anlatabildikleri kadar oldular hep. Ben hep o şarkıları şiir olarak okudum ve şiir olarak dinledim. O eşsiz ritimleri, melodileri de doğanın kusursuzluğu gibiydi benim için. “Bir tramvay senfonisi, giden insan kokusu, vakur bir serenat…” gibiydi. Üreten çok azdı, bir elin parmaklarını geçmezdi. Üretsinler diye kalemlerine, söylesinler diye ağızlarına bakardım. Onlar da durmadı, “Kalk, düşmeye vaktin yok; durup ölmeye vaktin yok.” dediler kendilerine. Ben onları kulaklarıma ilk kabul ettiğimden beri oradalar, şimdi bakıyorum da oniki sene olmuş. Onlar bu süreçte geliştiler, çoğaldılar, küstüler, ayrıldılar, büyüdüler, küçüldüler…

Eskiden bir kuvvet aynası vardı. Büyülemişlerdi sanki beni, çok iyi ve çok güçlü işler yapıyorlardı. Çok fazla düşmanı, çekemeyeni de vardı. Dağıldı sonradan benim gözümde, özü kaçmıştı çünkü. Bıraktım dinlemeyi, altı yıl dinleyip bırakmıştım kuvvet mirayı. “Beni bırakın kendi halime, çok bitkinim ama direneceğim.” demişti Sagopa ve bırakmıştım 2008’de. O an anlamıştım ki bir kişinin peşinden koşmak en aptalca şeydi. Onu tanımıyor veya bilmiyordum. Yalnız her şarkısını, her dizesini kaç kere beynime kazıdığımı sayamayacağım. “Rapin oğlu”nu çok dinlemiştim overdose kullanmıştım “Sago vitamini”ni. Artık peşinden koşulacak bir şey varsa kişiler ve kişilikler değil, sanat ve özdü benim için. Sago bağımlısı olduğum bu altı yıllık dönemde bir çok isim de öne çıkmıştı artık. Güneş balçıkla sıvanamıyor ve kaldırım taşlarının arasından yepyeni umutlar fışkırıyordu. Kendilerine “TR Self Confusion” derlerdi. Saian’ı, Karaçalı’yı, Patron’u, Da Poet’i, Şehinşah’ı ve Raziel’i keşfetmiştim. Bu adamlar sonrasında türkçe rapin destanını yazacaklardı. “Sistemin çarkına çomak değil bacak sokan rap.” yapan adamlardı bunlar. “Öyküdür dudakların ve mırıldanır şarkımı.” demişlerdi bir de. Keşfim 2006’ya kadar uzanır, “Buharlaşıp karıştım gökyüzünün yüreğine.” senelerce birikip büyük bir yağmur bulutu olmuştum, patlamaya hazır bombaydım. Hergün dinledim ben bu mısraları, oniki senedir hergün, binlerce gün, hiç sıkılmadan, hiç bıkmadan. Bir gün de Hayki gelmişti. Yıkıp geçer rakip tanımaz, ısırırsa kopartır rapini bahşetmişti kulaklara. Bu adamlar protest rapin öncüleri, kimsenin söyleyemediğini rahatlıkla söyler, kimsenin söylemeyi beceremediği tarzda söylerlerdi, söylerler.

Böyle bir kültüre sahip olmak anlatılamayacak bir his ama bazı şeyleri söyleyebilirim sanki. Eğer hiphop kültürüne sahipseniz, gerçek sanatın değerini bilirsiniz, her zaman sanatçının, gerçek sanatçının yanında durursunuz. Her türlü popülariteye karşı durursunuz. Eleştirel ve entelektüel düşünerek muhalif olursunuz. Sisteme ve düzene büyük resimden bakmayı öğrenirsiniz. Hiçbir zaman hiphop içerisinde aklınıza gelen tipler gibi olmadım. Saçma giyim tarzları, anlamsız bolluklar, kocaman botlar, devasa kolyeler takmadım. Hiphop kültürünün içindeyim diye kimseye saygısızlık yaptığımı, küfrettiğimi de hatırlamıyorum.

Herkesin girmeye çalıştığı bazı söz yazıp şarkı söyleme triplerine de girmedim hiç. Ben sadece dinledim, okudum, not ettim, yazdım. Her zaman bir dinleyici olarak sadık kaldım rap müziğe. “Beni doyurmuyor ne para, ne sistemin masalı.” hissiyatım en baştan beri bu şekilde, değerli şeyleri bünyemize kazandırmalıyız, hiçbir zaman boş durmayı sevmemem de bundan kaynaklı sanırım. Ben devamlı bir dolum halindeyim. Karşımdaki okyanustan kepçelerce su aldım kendi kabıma. İnsanlığın en başta kurtulması gerek hastalığı beklemektir, “Hayalin hayal kalırken aniden dolar vakit.”. Yıllarca sabretmeyi ama beklememeyi öğretti bu müzik bana. “Bardakta su olup da taşmamayı.” Arşivimdeki müzik sayım arttıkça ben büyüdüm, o gelişti. Ben dinledim, o büyüdü. Birlikte yılları devirdik, Ados’la, Kayra ile, MT ile ve onlarca işini çok iyi yapan gerçek sanatçılarla.

Bu adamlar, televizyonda gördüğünüz sokağı koklamadan, sokaktan dert yanan; klibinde 10 mankenle oynayıp aşk acısından bahseden veya binlerce dolarlık saatleriyle o kliplerde boy gösterip fakirlikten, mağrurluktan bahsedenlerden olmadılar asla. Bir albüm yapabilmek için para biriktirmek zorunda kalan ve o parayı da saçma sapan işlerde çalışarak biriktiren adamlardır bunlar. Hiç kar etmeyi hesap etmeden derdini duyurmaya çalışan hiphop aşığı insanlardır bunlar. Şimdi onbin şarkıyı geçen türkçe rap arşivini hiphop kültürüne armağan eden emektarlardır. Onlar her zaman benim için “saray yakan soytarı”lar olacaklardır. Hiç kimsenin veremeyeceği ve hiç kimsenin sahip olamayacağı eğitime sahibim. Çünkü bu kimsenin anlayamayacağı eğitimde, kulaklarımda tek hoca vardı ve yanımda kimse yoktu. Şimdiyse sayenizde kendi hayatımda dizginlenemez bir sel oldum, karşıkonulamaz bir güç yarattım kendimden. Ben ne kadar anlatsam da beni benden başka kimse bilemez. “Yaşamak öldürür.” gerçeğine göre yaşamak belki de en iyisidir. Teşekkür ederim.

Eva Green

30 Plays
Omega Vibes
Diaspora

Omega Vibes - Diaspora

Yaratıcılığın anası ihtiyaçtır.

(Kaynak: greenpeaceee)

33 Plays
Anne Marie David
Tu Tu Recon

Anne Marie David - Tu Tu Recon

200. Gün

200. Gün

İşte bir sürü olay sana ve bir sürü soru.

İşte bir sürü olay sana ve bir sürü soru.